Bismillahirrahmanirrahim www.sevgi.net.tr - www.zurna.biz
ANKARA
Diğer Şehirleri Gör
SON DAKİKA

Anasayfa > Şiirler > Şair Serkan UÇAR Şiirleri

Şair Serkan UÇAR Şiirleri
Son Güncellenme : 04 Ara 2018 16:52

Web sayfamızda; Serkan Uçar kimdir, Serkan Uçar, Serkan Uçar Şair, Serkan Uçar Yaş, Serkan Uçar Şiirleri, Şair Serkan Uçar, Şair Serkan Uçar Şiirleri, En güzel Serkan Uçar Şiirleri, Serkan Uçar hayatı, Serkan Uçar biyografi, Serkan Uçar tut yüreğimden ustam, Serkan Uçar Ağlarsın, Serkan Uçar kaç yaşında, Serkan Uçar kaç doğumlu, Serkan Uçar nereli, Serkan Uçar Şiir, Karışık Serkan Uçar Şiirleri, Serkan Uçar’a ait şiirler yer almaktadır.

Serkan UÇAR kimdir?

7 temmuz 1975 yılında Ağrı nın Doğubeyazıt ilçesine bağlı Zengezur köyünde doğdu. ilk öğrenimini doğup büyüdüğü köyde, orta ve lise öğrenimini Doğubeyazıt lisesinde tamamladı. 4 haziran 1995 den beri Balıkesir ili Edremit ilçesi Akçay beldesinde yaşamaktadır. ”Aslı Kalıyor” ve ”Sana Bir Memleket Kadar Hasretim” isimlerinde iki şiir kitabı bulunmaktadır.

Şair Serkan UÇAR’ın en güzel Şiirleri:

Tut Yüreğimden Ustam

Ustam!
Aklım firarda.
Gözbebeklerim de müebbet hüzün,
Dilimde ay kesiği bir yara,
Düşüm kırık dökük,
Umudumun boynu bükük,
Bir öksüzün omuzlarında sukut.
Yüreğim sana emanet sıkı tut.
Tut ki; kancık pusulara düşmesin.
Bir hain kurşunu gelip deşmesin.

Ustam,
Ne zaman o senin bildiğin zaman,
Ne sevda gördüğün masallardaki.
Eskiden,
Halı tezgahında dokunurdu aşklar,
Nakış nakış, körpe kız ellerinde.
Mendillere yazılırdı isimler,
Yüreklere kazılırdı gizlice.
Sevdalılar asil ve de yürekli
Sevdalar, kavgalar iki kişilik.
Oysa şimdi;
Çorak gönüllere ekiliyor sevdalar seher vakitlerinde.
Meşru sevdalardan,
Gayrı meşru acılar doğuyor kundaklara,
Günahkar gecelerden.

Beni herkes sevdaya asi sanır,
Oysa aşk, beni nerde görse tanır,
Hasret tanır,
Zulüm tanır,
Ölüm tanır,
Yüzüm yüzümden utanır.

Yorgunum ustam;
Ne katıksız somun isterim senden,
Ne bir tas su,
Ne taş yastıkta bir gece uykusu.
Var gücünle asıl sükunetime,
Çığlığım kopsun,
Uzat ellerini güneşe dokun,
Uyandır uykusundan,
Tut yüreğimden ustam tut,
Tut beni, sür güne…

Aşkı Çaldım Hünkârım

Günahsız bir sabiden aşkı çaldım hünkârım
Boynum kıldan incedir, neye yarar inkârım

Pişmanlık, yüreğime kurşun gibi düşüyor
Düşüm ayazda çıplak, yaprak gibi üşüyor

Gündüzün nur yüzüne dönüp bakamıyorum
Gecenin karşısına bir kez çıkamıyorum

Dilim lâl, gözüm âmâ, kulağım sükut, sağır
Başım gövdem üstünde vebalim kadar ağır

Ettiğim eziyetten inan utanıyorum
Vicdanımın sesini bir tek ben tanıyorum

Ben ki solan gülleri, incitmeden severdim
O asil kardelene nasıl da hüzün verdim

Oysaki çok sevmişti, oysa ruhuma eşti
Babam kadar gökyüzü, annem kadar güneşti.

Deniz gibi, dağ gibi, toprak gibi kokardı
Gözlerimin içine yıldız yıldız bakardı

Kelebek kadar narin, serçe kadar ürkekti
Biraz kaşımı çatsam, sanki can verecekti

Şimdi hangi yanıma sarılıp ağlayayım
Hangi kırık dalıma umutlar bağlayayım

Mevsimler dargın artık semtime uğramazlar
Yalvarsam da nafile fayda etmez niyazlar

Her cezaya razıyım çağır, divan kurulsun,
Bu sevdanın hesabı teker teker sorulsun

İstersen zindanlarda asırlar boyu sakla
İstersen sök kalbimi beni bu dertten akla

Günahsız bir sabiden aşkı çaldım hünkârım
Boynum kıldan incedir neye yarar inkârım.

Aslı Kalıyor

Bana ne olduğunu bilmiyorum,
Dokunduğum her şey aslı kalıyor.
Eledim yüreğimden tüm aşkları,
Sahtesi gidiyor aslı kalıyor.

Çok gönüle çadır açtım kuruldum,
Karşılıksız sevdim sevdim yoruldum,
Her defa bir kurşun ile vuruldum,
Baktım ki geriye aslı kalıyor.

Yaşlanıyor insan sevmeler ile,
Kör görüyor,dilsiz geliyor dile,
Bitiyor en kral sevdalar bile,
Bitmeyen tek sevda aslı kalıyor.

Ağlarsın

Sanma ki gittiğinde beni unutacaksın
Sanma ki yüreğinden, dilinden atacaksın
Gündüzler solduğunda, boy verirken geceler
Zifirinin koynunda kalıp dem tutacaksın

Nereye gidersen git
Her kapı yokluğuma aralanır
Hasretim serilir ayaklarına
Hüznüm boynuna sarılır
Gözlerine ben dolarım
Ağlarsın.

Yüreğin sonbahar olur
Tenin kış
Ruhuna işlenirim nakış nakış
Bir sigaranın daha canını yakarsın
Gülüşüm yüzüne çarpar
Ağlarsın.

Çığlığın duvarlara çarpa çarpa ufalır
Boğazında acı hıçkırık kalır
Yalnızlık üstüne üstüne gelir
Anlarsın…

Biz Aşkı Uğurladık

İkiz bir yalnızlıktı sevdanın doğurduğu,
Şimdi gözlerimizde ısıtılmış bir buğu,

Soysuz bir sancı gelip tuz bastı yaramıza
Bir ayrılık türküsü serildi aramıza

Yaralı düşlerimiz kanamadan ölüyor
Serseri bir heyelan bizi bizden bölüyor

Mülteci oldu sevinç yer arıyor kaçacak
Bir hüzün eşkıyası şakağından vuracak

Her gün bir yaprak daha takvimden düşüyoruz
Bir küçücük yel esse mum gibi üşüyoruz,

Gökyüzünden fişekler yağıyor üstümüze,
Yıldız yüzlü çocuklar ağlıyor büstümüze,

Bizden geriye kalan yıkık harap bir şehir,
Eksi kırk derecede buz kesmiş iki nehir.

Sevda yüklü trenler uğramaz garımıza
Hangi çılgın kelebek konar rüzgârımıza

Hangi yağmur yıkayıp silecek ahımızı
Ve hangi sabi sabah çeker günahımızı

Kendi ellerimizle, biz aşkı uğurladık
Gitmek istemedikçe inat ettik, zorladık

Aşk artık bir şarkının içli nakaratında
Bir gecenin en hain, en insafsız katında

Ne yapsak çok geç artık, dualar da zamansız
Keder bir kurt misali içimizde amansız

Şimdi bir karanlıktan ölmeyi umuyoruz
Ve sefil bir uykuya son kez göz yumuyoruz

İkiz bir yalnızlıktı sevdanın doğurduğu
Bu kaçıncı mavidir kör kurşunun vurduğu.

Benim Gönlüm Sevmelere Kapalı

Kimseyi sevemem yar senden başka,
Benim gönlüm sevmelere kapalı,
Deniz başka, güneş başka, ay başka
Senin güzel gözlerine tapalı,

Bin yıldır esirim, tutsağım sana,
Dolanmış korkusuz, aşk bağım sana,
Düğümlenmiş elim, ayağım sana,
Gülüm, gönül sokağına sapalı.

Yanıp yanıp küle dönüşüyorum,
Yağmur yağmur sele dönüşüyorum,
Deli, hoyrat yele dönüşüyorum,
İçimde bir şeyler koptu kopalı,

Bir Çanakkale Destanı

Yıl bin dokuz yüz onbeş alev yakıyor arşı
Dört bir yanın haince sarıldı, Çanakkale!
Toplandı Türk ecdadı hain düşmana karşı.
Ölmek için karara varıldı, Çanakkale!

İzmirlisi Vanlısı,Bayburtlusu,Muşlusu,
İstanbullu,Ağrılı,Havranlı,Maraşlısı,
Vatan söz konusuydu koştu genci yaşlısı,
Ölümüne sipere duruldu, Çanakkale!

Savaş değildi sanki erken gelen kıyamet,
Bombalar yağıyordu denizden demet demet,
Ecel vakti gelince gözünü kırpan Memet,
Öldükten sonra yine dirildi,Çanakkale!

Toprağıma göz koymuş,düşman hain gözüyle,
‘Çanakkale bizimdir’ dedi gavur ağzıyla,
Bu vatan teslim olmaz.namussuzun sözüyle,
Uğruna koç yiğitler serildi, Çanakkale!

Düşman ağır darbeler alıyordu cepheden,
Bomba şimşekleriyle ayrı ayrı tepeden,
‘Çanakkale geçilmez’, sağ kalsa da tek beden,
Hain düşmana cevap verildi, Çanakkale!

Mermiyi fırlatacak topun kırıldı vinci,
Mehmed in yüreğine düştü ince bir sancı,
Nasıl alabilirdik düşmanımızdan hıncı,
Bir anda tüm ümitler kırıldı, Çanakkale!

Bir Seyit Onbaşı var,o ne yürekli nefer,
Bir anda ateş saçtı gözbebeğindeki fer,
Bizim olmalı dedi Çanakkale’de zafer
Aslan gibi kükredi gerildi,Çanakkale!

Yerden aldı mermiyi koydu omuzlarına,
Kudret yolladı Rabbim,Seyit’in dizlerine,
‘Ali yardım et’, dedi yanındaki erine,
Mermi topun ağzına sürüldü, Çanakkale!

Nişan aldı gemiye o yemyeşil gözüyle,
Hedefe odaklandı melaike yüzüyle,
Tetiğe bir dokundu ‘haydi ALLAH’ sözüyle,
Ve Ocean gemisi vuruldu,Çanakkale!

Düşman neye uğradı anlamadı bir anda,
Perişanlıklarını almak lazımdı banda,
Geminin gövdesi bir,başı ayrı bir yanda,
Koca kabus ortadan yarıldı,Çanakkale!

Yıldıramazdı bizi tüfekleri,topları,
Boğaza gömüldüler tüm insan kasapları,
Anadolu’da tutmaz düşmanın hesapları,
Geç olsa da farkına varıldı, Çanakkale!

Çarpışan her Mehmetcik,birer Koca Seyit’ti,
Şanlı kahramanlığa bütün cihan şahitti,
Düşman toprağımızdan zerre almadan gitti
Her şehidin hesabı soruldu, Çanakkale!

Geçilmezsin denildi bin dokuz yüz on beşte,
Düşman Türk’e yenildi,bin dokuz yüz on beşte,
Nice canlar sunuldu bin dokuz yüz on beşte,
Namın bütün dünyaca görüldü, Çanakkale!

(..) Arasında

Sevmenin bir, ölçüsü yok, seversin,
Sevilirsin, azla-çok arasında,
Gönül sofrasına, oturur yersin,
Ve kalkarsın, açla-tok arasında.

Ayakların yerden kesilir birden,
Çığlık olur, bir fısıltı derinden,
Dört bir yanın, parmaklıklı demirden,
Hapsolursun, hilaf-hak arasında,

Gece çöker, üstüne perde, perde,
Yaş dökersin, öyle, olduğun yerde,
Akıl firar eder, ansızın serde,
Tükenirsin, marsık-ak arasında.

Bir an gelir, gözler de büyür gözler,
Bir an gelir, karşında seni izler,
Ve bir anda, kendini senden gizler,
Rüya gibi, varla-yok arasında.

Uyanırsın, başın gövdenden ayrı,
Ne sabahın, ne günün vardır hayrı,
Gücün yetmez, çaren tükenir gayrı,
Sıkışırsın, yerle-gök arasında.

Yalnızlığı, kendin kadar tanırsın,
Senden başka, kimse bilmez sanırsın,
Bir boşlukta, öylece sızlanırsın,
Saat gibi, tikle-tak arasında.

Özlem büyür, dağ boyunca yükselir,
Sevda yükü, ruhuna ağır gelir,
Bitmede de, bitse de kahır kalır,
Canın yanar, yayla-ok arasında.

Gökyüzüne, hüzün yazar olursun,
Şirin candan, bile, bizar olursun,
Bir kumarbaz elinde, zar olursun,
Dolanırsın, şeşle-yek arasında.

Sen bir başkasını seviyorsun

Kimseyi sevmediğim kadar sevdim,
Sen bir başkasını seviyorsun ya.
Sende beni birazcık sev isterdim,
Sen bir başkasını seviyorsun ya.

Mutluydum yüzüme her bakışınla,
Aşık etmiştin gözünle kaşınla,
Benim idin doğrunla yanlışınla,
Sen bir başkasını seviyorsun ya.

Beni sevmeni nasıl da bekledim,
Yorgun bedenime bir yük ekledim,
Seni yüreğimde nasıl sakladım,
Sen bir başkasını seviyorsun ya,

Nasıl kızıyorum kendime nasıl,
Beni ne hicaz anlatır,ne fasıl,
Gözümden yaşları akıtan asıl,
Sen bir başkasını seviyorsun ya.

Canımı acıttın bu gece benim,
Aşk kimindir desen,en yüce benim,
Sana tutkun olan sadece benim,
Sen bir başkasını seviyorsun ya.

Saat On İkiyi Beş Geçiyordu

Zaman, can çekişirken,
Akrep yelkovan, arasında;
Bir adım öteye gidemezken geceden,
Ay, ışığını çekerken sinesine,
Yıldızlar çekilirken kuytu karanlıklara,
Hüzün, bakır bir çaydanlıkta demleniyordu,
Ve ben, son sigaramdaki dumanları da hapsediyordum içime,
Saat on ikiyi beş geçiyordu.

Ekmek bıçağında dilimleniyordu ömrüm;
Masum, yalınayak çocukluğum;
Umudun kıyısından geçmeyen gençliğim,
Ulu orta seriliyordu, harami sofrasına,
Düş bahçelerim yağmalanıyordu,
Herkes payına düşeni alıp giderken.
Bütün kimsesizliğimle,
Bütün çaresizliğimle,
Bütün çıplaklığımla, kalıyordum karanlığın koynunda;
Üşüyordum,
Tepeden tırnağa buz kesiyordu yalnızlık.
Saat on ikiyi beş geçiyordu.

Dişlerimle, şafağı sökmek isterken karanlığın göğsünden;
Gün ağarıyordu saçlarıma,
Tel tel,
Raylarımdan çıkıyordum,
Vagonlarım kopuyordu bir biri ardına,
Savruluyordum,
Bir cinayete kurban gidiyordum,
Kaza süsü verilmiş,
Faili meçhul bir ölüm biçiyordu terzi masasında,
Bir tabuta çivileniyordum.
Saat on ikiyi beş geçiyordu.

Anne

Cinayet suçlusu bir katil gibi,
Götürdüler aman vermeden anne.
Gözüme perdeler kara tül gibi,
Çekildi mapusa girmeden anne.

Şaşırmış bir halde girdim içeri,
Göğsümde nefretin paslı hançeri,
Bağrıma vurdular kelepçeleri,
Suçun nedir diye sormadan anne.

Demir kapılara sürgü çekildi,
Yüreğim kırıldı boynum büküldü,
Kara gözlerimden yaşlar döküldü,
Sabahlara kadar durmadan anne.

Akşamla birlikte başlardı hüzün,
Geceler tarifi imkansız uzun,
Farkına varmadım ne kış ne yazın,
Mutluluk gülünü dermeden anne.

Denizi,güneşi özlemek haram,
Gözümde tütüyorsun buram buram,
Benim dünya ile kalmadı aram,
Gardiyan zinciri kırmadan anne.

Bitmiyor Anne

Ne günah işledim bu kadar ağır,
Ne bedel ödesem bitmiyor Anne.
Sende benim için Mevla yı çağır,
Benim haykırışım yetmiyor Anne.

Başımı yastığa vurduğum anda,
Can bir yanda kalır,ten ayrı yanda,
Ne etsem ne yapsam aklım hep onda,
Gözümün önünden gitmiyor Anne.

Unuttum diyorum,bitti diyorum,
Bu sevda canıma yetti diyorum,
Birden! Neden,neden gitti diyorum,
Bir sözüm birini tutmuyor Anne.

Sarardı dalımda yapraklar erken,
Tükendim sabaha kaç saat varken,
Gözlerim kayıyor karardı derken,
Kalbim durdu sanki atmıyor Anne.

Aşk Kapını Çaldığında

Aşk kapını çaldığında,
Buyur et,
Sakın ola,
Evde yokuz dedirtme,
Tatlı bir telaş başlasın içinde,
Bırak, elin ayağına dolansın.
Bırak,
Kim ayıplarsa ayıplasın.
Sarıl sıkı sıkı, boynuna dolan,
Özlemle beklemiş gibi karşıla.
Mesela bir anne düşün,
Evladına kavuşmuş, yıllar sonra,
Ya da bir çocuğun derin coşkusu,
Bayram sabahına özgür varmanın,
Bir hasta düşün mesela,
Kaybetmek, kaybolmak korkusu ile,
Sevdiklerine nasıl sarılıyor,
Ve bir mahküm düşün, mahpus damından,
Özgürlüğe kucak açmış yeniden,
Yanağından, sevinçten yaş akıtan,
Saçının beyazına aldırmadan.
Ve güneşsiz güne, aysız geceye.

Böyle bir duyguyla sarılmalısın,
Bitecek korkusu, hiç olmamalı,
Hep yanında olacakmış gibi sev,
Bir tebessüm, biraz huzur ikram et,
Asla misafirmiş gibi davranma,
Sen sevdikçe çoğalırsın,
Ve çoğaldıkça sever,
Sevmek ayıp değil, arsızlık değil,
Sevmek, arsızlıksa en arsız benim.

Aşk Haklıdır Saki

Doldur saki, vakit dar, bugün günlerden efkâr
Ne çabuk tükenirsem, ne kadar bitersem kâr

Tıka basa doluyum kederden, taşıyorum
Yaşamak buysa eğer gör işte yaşıyorum

Mezeye hiç gerek yok derdim çerezdir bana
Sen biraz hüzün getir, bir şiir yazdır bana

Kalmadı tahammülüm sustur bütün sazları
Çağır hain feleği getirsin infazları

Açma perdeleri de utancım saklı kalsın
Yalnızlığın koynunda bırak da haklı kalsın

Herkes beni zevkimden içiyorum sanacak
Kahrımdan içtiğime sanki kim inanacak

Ne çok sevdim be saki ne çok tutuştum ona
Git uzaklaş dedikçe ben yine koştum ona

Gözlerimin içine baktığında yanardım,
Yüzünü döndüğünde dirhem dirhem kanardım

Nefesi nefesimde ılık bir bade idi
Ömrüm emirlerine şartsız amade idi

Her zulmüne can ile boyun eğdim olmadı
Ne yaptımsa boşuna inan çarem kalmadı

Şimdi bir bedeviyim çöl ortasında susuz
Bir tutuklu, zindanda asırlarca uykusuz

Gökyüzünü seviyor delikanlı bir gece
Benim sabaha çıkmam kocaman bir bilmece

Karanlığın yüzünden yıldızlar çalınıyor
Saki koş, kafesimden yüreğim alınıyor

Durma saki vakit dar bugün günlerden efkâr
Dışarıda bir bahar, saçlarımda tel tel kar.

Beni Bırak

Beni bırak
Kendi halime kalayım,
Beni bırak,
Seni hiç sevmemiş olayım.
Felaketim olma,
Zaten darmadağınım
Her yangın sonrası bir odası tutuştu yüreğimin,
Bir yangın daha çıkarsa kül olurum.
Beni bırak,
Kurbanın olayım.

Azgın bir dere kıyısında,
Söz geçirmeye çabalıyorum,
Yeni yürümeye başlayan bir çocuğun ki gibi hevesli,
Düşeceğini, yara alacağını hesap etmeden yürüyen ayaklarıma.
Gitme diyorum,
Dur diyorum,
Biliyorum,
Düşersem boğulurum,
Düşersem yok olurum.
Beni bırak,
Bana kıyma kurbanın olayım.

Ben yemyeşil ağaçların süslü durduğu bir ormana benzerim,
Her ağacın dalında aşk dilinde ötüşen kuşlar,
Ve rengarenk çiçekler,.
Bir fırtına koparsa diye ödüm kopuyor,
Bir kıvılcıma bakar her şey,
Bir kibrit alevine çöl olurum.
Beni bırak,
Beni yakma kurbanın olayım.

Ege Denizi

Sevdiğim uzaklarda,yüreğim çok aç oldu,
Derdime bir çare bul,gülüm Ege Denizi.
Hasret bir fidan idi, büyüdü ağaç oldu,
Her dalının meyvesi ölüm Ege Denizi.

Zannetmeki içimde halaylar çekiliyor,
Zannetmeki sonbahar ekinler ekiliyor,
Her hatırlayışımda gözüme yaş doluyor,
Yardan ayrı yaşamak,zulüm Ege Denizi.

Dün aramak istedim hatrını sormak için,
Aramızdaki dağı bıçakla yarmak için,
Seni çok seviyorum diye haykırmak için,
Telefona gitmedi elim Ege Denizi.

Sevdiğimi söylesem kızar dinlemez diye,
Kalbimi kırar belki özür dilemez diye,
Benim çektiklerimi o da bilemez diye,
Anlatmaya varmadı dilim Ege Denizi.

Düşünmüyormuyum ben hasreti yok etmeyi,
Ege seni yar için bir süre terketmeyi,
Ne kadar da isterdim şimdi kalkıp gitmeyi,
Aya gitmekten uzak yolum ege denizi.

Bir seneryo yazılmış,ben de oyuncusuyum,
Kimbilir aşıkların belki sonuncusuyum,
Belki kocaman deniz,belki bir damla suyum,
Benim hayatım filim,filim Ege Denizi.

Sen de üzüldün belli köpürdü dalgaların,
Anladın acısını değil mi uzakların,
Sen en sadık dostusun gece karanlıkların,
Ruhumun penceresi tülüm Ege Denizi.

Öyle takatsizimki yenik düştüm sılaya,
Gözbebeklerim dalmış koynundaki şu koya,
Kirpiklerim kapanır dalar isem uykuya,
Bil ki o uyku değil ölüm Ege Denizi.

Gönül

Ne cefalar çektim senin elinden,
Hak bilir ya, birde bana sor gönül.
Bülbül çekmemiştir bunca gülünden,
Yüzünde kalmamış zerre ar gönül.

Seni bedenimde tutamıyorum,
Kahretsin ki söküp atamıyorum,
Karşıma alıp da çatamıyorum,
Çaresizlik ne kadar da zor gönül.

Can almaya hazır cellat gibisin,
Babasına düşman evlat gibisin,
Kendi başına bir devlet gibisin,
Dilimiz bir,Bayrağımız bir gönül.

Sen çağırdın bende düştüm peşine,
Kah bir su boyuna, kah dağ başına,
Sürükledin durdun boşu boşuna,
Yeter artık biraz huzur ver gönül

Elimden tutup uçuruma ittin,
Beni yangınların içine attın,
Yeter olsun yeter,canıma yettin,
Ya git benden,ya bir yerde dur gönül.

Yanlış zamanlara kurdun kendini,
Sevda kurşunuyla vurdun kendini,
Tek başına sevdin yordun kendini,
Hüzün saltanatsa şayet; sür gönül.

Ben Aşk Adamıyım

Ben aşk adamıyım, kural tanımam,
Padişah tanımam, kral tanımam,
Çirkine vurgunsam, maral tanımam,
Bir çift siyah göze, aşık olurum.

Ben aşk adamıyım, zor bile olsa,
Ateşi severim, kor bile olsa,
Güneşe yabancı, kör bile olsa.
Tek bir güler yüze, aşık olurum.

Ben aşk adamıyım, baharda yazda,
Kar’ın ortasında, gece ayazda,
Bir hüzzam bestenin düştüğü sazda,
İki mısra söze, aşık olurum.

Gitme

Gitme ne olursun,biraz daha kal,
Gittiğinde inan ölebilirim.
Gözlerim kör olur,bedenim topal,
Sen olmadan nasıl olabilirim.

Kirpikler ıslandı akacak şimdi,
Yüreğim yerinden çıkacak şimdi,
Beynime bir kurşun sıkacak şimdi,
Bir roman gibi son bulabilirim.

Git istersen,bakma benim halime,
Ağzından çıkmasın tek bir kelime,
Nasılsa hançeri verdin elime,
Kendi yüreğimi delebilirim.

Aşkın da Ötesinde

Sen çiçek bahçesisin gönlümün ülkesinde
Sana olan zaafım aşkın da ötesinde.

Hangi yana bakınsam rengarenk desen desen
En taze sabahların her bir zerresinde sen

Koklamaya öpmeye inan kıyamıyorum
Seni sensiz sevmeye bile doyamıyorum

Sen ki mutsuzluğumun perdesini kapattın
Kırık dökük kalbimden yeni bir ben yarattın

Ölüm tacirlerinin ellerinde tutsaktım
Sen olmasan kim bilir belki kan kusacaktım

Bir sözünle tükendi, bin yıllık esaretim
Yeni bir esarete kalmadı cesaretim

Yanağına konarken kelebeksi gülüşler
Beynimden firar eder, göçer sancılı düşler

Gün seninle ağarır güneş seninle doğar
Gözlerin karanlığı darağacında boğar

Yağmur kirpiklerinde, kar teninde saklıdır,
Dört mevsim ellerinde hep yeşil yapraklıdır.

Su gibisin duru, ak çatlayan dudağıma
Şefkatin bulut bulut çöker gönül dağıma

Ne gam kalır ne tasa senin olduğun yerde
Bir sürmeli bakışın devadır bütün derde

Gökteki ay sen kadar fer değil can ışığım
Ben senin nurun ile yıkanmaya aşığım

Seni anlatmak için kaç şiir yazmalıyım
Kaç gece uykuların hükmünü bozmalıyım

Sen çiçek bahçesisin ömrümün baharında.
Tek şikâyetim olmaz kül olsam da narında.

Dörtlükler

1.
Sarhoş bir gece den arta kalmışım.
Nere baksam çaresizlik, var cane,
Sabaha dek seni sayıklamışım,
Ha sensiz olmak, ha ölüm bir cane.

2.
Kaçmakla neyi halledebilirsin
Günahların dan tez arınamazsın
Benim gönlümde barınamadınya
Hiçbir limanda da barınamazsın.

3
Herkesin ömrü bir limanda biter,
Sevdalar hep olmaz zamanda biter,
Yananda tükenir, yamanda biter,
Kimi, dövsen, kime sövsen faydasız

4.
Bilseydim gideceğini zoruna,
Bilseydim dokunacak gururuna,
Bile, bile, yarim senin uğruna
Sabaha kadar aç durabilirdim.

5.
Seni sevmek için çok sebebim var,
Tane, tane anlatılmaz sevdiğim,
Dudakların kiraz, yanakların nar,
Öyle, yabana atılmaz sevdiğim.

6.
Yürek bir çağlayan gibi coşuyor
Dudaklarım sevmiyorum dese de.
Ayaklarım sana doğru koşuyor,
Gururum kaş çatıp istemese de.

7.
Derman mı bıraktın, benim dizimde
Gel diyorsun nasıl gelebilirim,
Zerre kadar hatrın yok ki gözümde
Seni bir kalemde silebilirim.

Gardiyan

Gardiyaaan! aç kapıyı gardiyan,
Gözlerime yağmur dolmadan nolur.
Gardiyaaan! aç kapıyı gardiyan,
Saksımda çiçeğim solmadan nolur.

Sanki, sular çekiliyor nehirden,
Sanki, yüreğime çığ düşer birden,
Kaldır beni yerden, tut ellerimden,
Kederim göğsümü delmeden nolur.

Bu kadar vicdansız olma istersen,
Ağlardın, içimdeki kor u görsen,
Ne olur? beş dakika izin versen,
Bir düşün ah’ımı almandan nolur.

Kuşları özledim, çiçekleri de,
Oğlumun adı Can, kızım Feride,
Neler bıraktım ben, neler geride.
İnsaf et, Azrail gelmeden nolur.

Güneş, gökyüzüne sırt çevirmeden,
Gece, üstüme hüzün devirmeden,
Bırak da son nefesimi vermeden,
Yavrumu göreyim, ölmeden nolur.

Gardiyaaaan! aç kapıyı gardiyan,
Yokmu ulan, yokmu sesimi duyan?

Sevmek

Yalınayak ve çıplak yürümek bazen kar da,
Delicesine içip sızıp kalmak bir barda.
Bir uçak gibi bazen her saat başka yerde,
Bazen bir tren gibi rotar yapmıştır garda.

Bir çoban kavalından ses vermektir dünya ya,
Bir körün gözlerinden hayran kalmaktır ay’a,
Bazen bir balık olup takılmaktır olta ya,
Bazen balıkçı gibi olta atmaktır su ya.

Bir yürekte ansızın filizlenmek, dal vermek,
Sevmek bazen utangaç bir gönül’e dil vermek,
Bazen elleri mahkum gitmelere yol vermek,
Sevmek bazen bir ateş çemberine el vermek.

Bazen bir kelebeğin kanadında gizlidir,
Bazen zeytin karası, bazen çimen gözlüdür,
Acı değmez diline baldan tatlı sözlüdür,
Sevmek,su gibi kutsal, sevmek,güneş yüzlüdür.

Bir çocuğun dünyaya geldiği müthiş andır,
Sevmek bir tomurcuğu gül e döndüren candır,
Sevmek yürek titreten depremdir, heyecandır,
Herkes depremi yaşadığı kadar insandır.

Hüzün sokağı sakinleri

Hüzün sokağına taşındım bugün,
Kaç kederli komşu bir de ben varım,
Her birinin birer hikayesi var,
Hiç biri bitmemiş hepside yarım.

Kimi,’evladım çok hayırsız’ diyor,
Kimi evlat; babasını bilmiyor,
Herkes kendi derdini anlatıyor,
Kimi kocam diyor,kimisi karım.

Sevdiğim terk etti diyor kimisi,
Kiminin uzakta sevda gemisi,
Birine vermemiş kızı emmisi.
Kimi diyor, kaçırırsa kaçarım.

Bir dede var sakalları karbeyaz,
Ninemi kaybetmiş daha geçen yaz,
İşte onun kederi anlatılmaz,
Sayıklıyor ‘’ onsuz ben ne yaparım’’.

Hüzün sokağında dert sıra sıra,
Birinden birine geçiyor sıra,
Hepsini dinledim vermeden ara,
Yine tükenmiyor yinede yarım.

S.U.

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Yorum Yap

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Haber Portalı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na %100 uygun olarak yayınlanmaktadır. Ajanslardan alınan haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir
ortamda basılması, ilgili ajansların bu yöndeki politikasına bağlı olarak önceden yazılı izin gerektirir. Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
sevgi - aşk sözleri - sevgi sözleri - sevgi şiirleri - sohbet - chat - sevgi mesajları - güzel sözler